Kendi varlığından;
Kendi varlığından;

yeniden ve yepyeni doğuşun hikâyesidir

BOYTU
Evvel zaman içinde yitmemiş,
Evvel zaman içinde yitmemiş,
bugünle yetinmemiş bir arayış;
düşmüş yarının peşine…
<br/><font size=Arayış bu ya">

Arayış bu ya

kâh bir türlü olmazın
kâh bin türlü çıkmazın eşiğinde kıvranmak
onun tabiatındanmış.
<br/>Zaman zaman içinde, zorluk zaman içinde

Zaman zaman içinde, zorluk zaman içinde
nihayet binbirincide;

soyutun boyut kazanarak somutlaşmış hâli doğmuş.
Günler haftaya, aylar yıla tebdil olurken
Günler haftaya, aylar yıla tebdil olurken
tam on altı yıl geçmiş üstünden.

Bir isim gerekmiş artık.
Lâkin…
<br/>İsim verilmez, alınırmış töremizin mayasında.

İsim verilmez, alınırmış töremizin mayasında.
Nâm dediğimiz, varlığın marifeti ile salınırmış.
Toplamış on altı yılın fikrini, zikrini...
Toplamış on altı yılın fikrini, zikrini...
Bir ardına bakmış bir de ileri.
Ardına baktığında kendine benzemeye çalışanları görmüş
Ardına baktığında kendine benzemeye çalışanları görmüş
ve nakış nakış işlediği
bizi biz yapan hikâyeler için yakıştırılan isimleri…
<br/>Biblo, süs eşyası, hediyelik, heykel, heykelcik…

Biblo, süs eşyası, hediyelik, heykel, heykelcik…
Bu ve benzerleri...
Ne karşılık gelirmiş derdine
Ne reva imiş hassasiyetini takip ettiği ceddine.
İşte o an!<br/>Bir rüzgâr esmiş Korkut ilinden:
İşte o an!
Bir rüzgâr esmiş Korkut ilinden:

‘’Atasının adını yürüten oğul
Var da git engin bir bedestende kurul!’’

der gibi bir rüzgâr.
<br/>Boy boy boylansın

Boy boy boylansın
Soy soy soylansın diye...
Geleneğe bürünsün
Görünsün BOYTU diye...
Geleneğin zemininden doğrulurken çizgiler
Geleneğin zemininden doğrulurken çizgiler
ve geleceğe uzanırken hikâyeler…

Mânânın somutlaşmış hâli böyle almış
BOYTU MÜCERRET ismini.
<br/><b>BOYTU</b>

BOYTU
Varlığın güllerinden yeniden doğuşu.

BOYTU
Türk İslâm Sanatlarının üçüncü boyutu.
ve <b>BOYTU</b>
ve BOYTU

‘’Gelenekten Geleceğe’’ taşırken ceddin değerlerini,
nereden geldiğini hiç unutmamış...
Biz diyelim kulaktan kulağa, <br/>Siz deyin kuşaktan kuşağa…
Biz diyelim kulaktan kulağa,
Siz deyin kuşaktan kuşağa…
Artık BOYTU bir hikâyeyi nasıl yazdıysa
öyle okunmuş.
Kendi varlığından;
Kendi varlığından;

yeniden ve yepyeni doğuşun hikâyesidir

BOYTU
Evvel zaman içinde yitmemiş,
Evvel zaman içinde yitmemiş,
bugünle yetinmemiş bir arayış;
düşmüş yarının peşine…
<br/><font size=Arayış bu ya">

Arayış bu ya

kâh bir türlü olmazın
kâh bin türlü çıkmazın eşiğinde kıvranmak
onun tabiatındanmış.
<br/>Zaman zaman içinde, zorluk zaman içinde

Zaman zaman içinde, zorluk zaman içinde
nihayet binbirincide;

soyutun boyut kazanarak somutlaşmış hâli doğmuş.
Günler haftaya, aylar yıla tebdil olurken
Günler haftaya, aylar yıla tebdil olurken
tam on altı yıl geçmiş üstünden.

Bir isim gerekmiş artık.
Lâkin…
<br/>İsim verilmez, alınırmış töremizin mayasında.

İsim verilmez, alınırmış töremizin mayasında.
Nâm dediğimiz, varlığın marifeti ile salınırmış.
Toplamış on altı yılın fikrini, zikrini...
Toplamış on altı yılın fikrini, zikrini...
Bir ardına bakmış bir de ileri.
Ardına baktığında kendine benzemeye çalışanları görmüş
Ardına baktığında kendine benzemeye çalışanları görmüş
ve nakış nakış işlediği
bizi biz yapan hikâyeler için yakıştırılan isimleri…
<br/>Biblo, süs eşyası, hediyelik, heykel, heykelcik…

Biblo, süs eşyası, hediyelik, heykel, heykelcik…
Bu ve benzerleri...
Ne karşılık gelirmiş derdine
Ne reva imiş hassasiyetini takip ettiği ceddine.
İşte o an!<br/>Bir rüzgâr esmiş Korkut ilinden:
İşte o an!
Bir rüzgâr esmiş Korkut ilinden:

‘’Atasının adını yürüten oğul
Var da git engin bir bedestende kurul!’’

der gibi bir rüzgâr.
<br/>Boy boy boylansın

Boy boy boylansın
Soy soy soylansın diye...
Geleneğe bürünsün
Görünsün BOYTU diye...
Geleneğin zemininden doğrulurken çizgiler
Geleneğin zemininden doğrulurken çizgiler
ve geleceğe uzanırken hikâyeler…

Mânânın somutlaşmış hâli böyle almış
BOYTU MÜCERRET ismini.
<br/><b>BOYTU</b>

BOYTU
Varlığın güllerinden yeniden doğuşu.

BOYTU
Türk İslâm Sanatlarının üçüncü boyutu.
ve <b>BOYTU</b>
ve BOYTU

‘’Gelenekten Geleceğe’’ taşırken ceddin değerlerini,
nereden geldiğini hiç unutmamış...
Biz diyelim kulaktan kulağa, <br/>Siz deyin kuşaktan kuşağa…
Biz diyelim kulaktan kulağa,
Siz deyin kuşaktan kuşağa…
Artık BOYTU bir hikâyeyi nasıl yazdıysa
öyle okunmuş.